• Sergen Kandemir

Markalar İçin Renk Psikolojisi



Renklerin hiç şüphesiz insan psikolojisini etkileyen bir yönü vardır. Yeşil bir dağ manzarasına veya masmavi bir denize bakmak bizi bir nebze olsun rahatlatır. Branding, yani markalamanın en önemli unsurlarından biri de renklerdir.


Markanız için seçeceğiniz renkler müşterilere sizin hakkınızda pozitif veya negatif çağırışımlar yapabilir. Bu, tamamen hizmet verdiğiniz sektörle alakalı renkler seçmeniz ile ilgilidir. Örneğin bir anaokulunun logosunun siyah tonlarında olmasını bekleyemezsiniz, çok karamsar ve kasvetli olur. Çocukların o canlılığını, sevincini bu koyu renkler ile müşterilerinize aktaramazsınız. Öte yandan eğer kurumsal bir firma sahibiyseniz, müşterilerinize elegant görünmek istiyorsanız bu sefer de çok canlı patlak renkler tercih etmemelisiniz. Zerafeti temsil eden siyah, altın sarısı, eflatun gibi koyu renkleri tercih edebilirsiniz.


Hangi rengi seçtiğiniz kadar o rengin hangi tonunu seçtiğiniz de çok önemli bir detaydır. Çok açık renkler göz yorabilir, bu yüzden bu tonları kullanırken dikkat edin. Bu renkler yerine pastel tonlarını kullanabilirsiniz. Bu tonlar göz yormaz ve markanıza güzel bir görünüm katar.



Diyelim ki, markanız için renk seçtiniz ve bu rengi her alanda kullanmaya başladınız, antetli kağıtta, tişörtlerde vs. Burada dikkat etmeniz gereken şey bu renkleri uyum içerisinde kullanmanızdır. Markaların yaptığı en büyük yanlış bir rengi her alanda kullanıp göz yormaktır. Etrafınızdaki zincir markalara bakın mesela, örneğin bir restoran olsun bu. Ana renk olarak kırmızıyı seçmişler ve tamamlayıcı renk olarak da sarıyı. Daha içeri girmeden tabelada zaten bu rengi görüyoruz, içeri giriyoruz garsonların tişörtleri bu renklerde, masalalar, menüler... Yani gördüğünüz her şey sarı kırmızı oluvermiş. Bu doğal bir renklendirme değil kolaya kaçmaktır. Bu renkleri göz yormadan sadece vurgulanması gereken yerlerde kullanmanız lazım. Bu uygulamada dikkat edilmesi gereken önemli bir detay.





8 görüntüleme0 yorum